Hayır, kabahati
geçim sıkıntısında bulmayalım. Kaloriferin, sıcak suyun, otomobilin, kışın
Uludağ’ın yazın Antalya’nın dinlenme evlerinin hoş bir rüyadan öteye geçemediği
pek yakın bir mazide hayat, bugünkünden çok, çok daha meşakkatli idi.
Doğru ve güzel
bakmanın ilkelerinden biri selam ve sabah cimrisi olmamaktır. Bize yüklenmiş
sorumluluklar çirkin rekabetler değildir. Hayatımızı ne zaman ki rekabet
bariyerleriyle sınırlandırırız o zaman kapımızı mutluluk rüzgarlarına kapatmış
oluruz. Alışılagelmiş ve insanı geriye ket vurdurtan kat kurallar, duygu
cimriliğine yol açar. “Önce o selam versin” anlayışı çirkin bir rekabettir.
Oysa önce selam veren muzaffer bir komutan edasıyla göğsünü gerebilir. Bu insan
çok daha mutlu ve huzurludur. Çünkü insanlar ne hissediyorlarsa öyle bakmayı
tercih ederler. Hayatı, bir bir gizlilikle dolu bir masal, bir bilmece, sonu
gelmez duygu labirenti haline getirmektense onun kapısını açmak huzura giden
yol olacaktır.
Böyle bir durum olabilir mi? Evet, kesinlikle evet. Çevremde bu tür yakınmalara tanık olmuşumdur, böyle konuşan insanların olduğunu duymuşumdur. Yadsınamaz bir gerçektir günümüz insanının keşmekeşliği. Tüm bunların altında yatan sebep “farkındalık” eksiğidir.